|

İl merkezine 88 km. uzaklıkta, 1592 km2 yüzölçümü olan
ilçenin 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusu 33.643'dür.
Nüfusun 11.207'si İlçe merkezinde 22.436'sı köylerde yaşamaktadır.İlçeye
3 Belde, 69 köy ve 116 mezra bağlıdır. Eski bir tarihi olan ilçe, Kanuni
Sultan Süleyman zamanında kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir.
İlçenin Selçuklulara tabi Saltuklular Beyliğinin yöneticisi Mamahatun
tarafından 1190 tarihinde kurulduğu tahmin edilmektedir. İlçe
uluslararası E-80 karayolu üzerinde Erzurum ve Erzincan illerine aynı
uzaklıktadır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İlçenin güney
kesimlerinde hububat ekimi, sulamaya açılmış olan batı ve kuzey
kesimlerinde şeker pancarı ekimi yapılmaktadır. Tercan barajı
hidroelektrik santrali sol ve sağ sahil sulama kanalları ile 17.000 ha.
tarım alanını sulamaktadır. İlçenin Sümer Holding A.Ş. Ayakkabı
Fabrikası önemli sanayi kuruluşudur.
Önemli tarihi eserleri arasında; Saltukoğulları hükümdarı
Mamahatun Külliyesi ve türbesi, kervansarayı, hamamı ve mescidi, kötür
köprüsü, pekeriç kalesi, abrenk (vank) kilisesi, kefrenci tapınağı
bulunmaktadır.
İlçede işleme özellikleri olan Tercan taşı ilkel
usullerle ocaklardan çıkarılmakta ve kullanılmaktadır. Tercan taşının
kış dekorasyon malzemesi olarak inşaat sektöründe kullanılmaktadır.
Eski bir tarihi olan ilçe, Urartular ve
Asurlular'ın etki alanı içinde kalmıştır. Tercan, daha sonraları
sırasıyla Medlerin, Persler'in, İskender İmparatorluğu'nun, Araks
Devleti'nin ve Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Malazgirt
Savaşı'nı izleyen dönemlerde, Mengücek Beyliği'nin yönettiği yöre,
sonraları Eretna Beyliği'ne bağlandı. Timurun saldırılarına da uğrayan
Tercan, uzun bir süre Akkoyunlular'ın yönetiminde kaldı.
Otlukbeli Savaşı'ndan (1473) sonra Osmanlı
İmparatorluğu'na katıldıysa da, Akkoyunlular Tercan'ı, bir süre için
geri aldılar. Tercan, Kanuni Sultan Süleyman zamanında kesin olarak
Osmanlı egemenliğine girdi.
TARİHİ YERLER VE ESERLER
Çadırkaya bucağında Çadırkaya tepesi,
Konarlı köyünde Şirinli kale, Esenevler köyünde Şirinkayalar mağaraları,
Üçpınar köyünde Vank kilisesi, yörenin ören yerlerindendir.
Kadın Hükümdar Mama Hatun ve Külliyesi
Saltukoğullan Hükümdarı II.İzzettin
Saltuk'un kızı olan Mama Hatun, 1191 yılında Saltukoğullan Beyliği'nin
hükümdarı olmuştur. Eyyubiler'in Ahlat'ı kuşattıklattıklaı sırada çevre
beyliklerine ait ordularla, Ahlat'a yardıma giden Saltuklu kuvvetlerinin
başında bulunmaktaydı.
Hükümdarlığının ilk yıllarındaki durumu
açıklık kazanmamış olmakla beraber, yeğenlerine karşı kararlı ve güçlü
bir şekilde mücadele ederek 10 yıl hükümdarlığını sürdürmüştür.
Mama Hatun Mısır ve Suriye Meliki El
Adil'den kendisine uygun soylu biriyle evlenmesi konusunda istekleri
gerçekleşememiş, kadın hükümdar olmanın güçlükleri nedeniyle siyasi
yaşamından ayrılmıştır.
Onun daha sonraki yıllarda nasıl yaşayıp,
kaç yaşında öldüğü bilinmiyor. Ancak, hayatının son yıllarını Tercan'da
geçirmiş olması ve buradaki türbede defnedilmesi ile Tercan, bir süre
onun adıyla anılmıştır. Bu soylu kadın hükümdar, Tercan'da Orta Çağ Türk
mimarisinin en ilginç ve önemli eseri kervansaray, hamam, mescit ve
kendi türbesinden oluşan büyük bir külliye inşa etmiştir.
Mama Hatun Türbesi
Saltuklu dönemine ait olan türbenin, 1192
yılında ölen Saltuklu Erzurum sahibesi Mama Hatun için yaptırılmıştır.
Mimarı Ahlatlı Ebul-nema bin Mufad-dalü'l-Ahval'dır. Türbe, dairesel
planlı mimari özelliği ile Anadolu türbe mimarisi içindeki tek özgün
eser olarak dikkat çeker.
Türbe kapısı üzerinde bulunan 5 kitabenin
dördünde kurandan alınan ayet, Hazreti Muhammed ile 4 Halifenin adlan,
birinde ise mimarın adı yazılıdır. Ortadaki sivri külahlı kümbet, kimi
aynlıkları dışında, genel çizgileriyle Ahlat kümbetlerini andırmaktadır.
Sarımsı kesme kireç taşından inşa edilen yapı, iki bölümden oluşur.
Ortadaki kümbet ve çevresinde 2.50 m
kalınlığında dairesel duvarla çevrilmiştir. Çevre duvar, içten 11
nişlidir. Bu nişlere Mama Hatun'un yakınlarının sandukaları
yerleştirilmiştir. T.Erdoğan Şahin'e göre, Evliya Çelebi'nin gördüğü
orijinal süslemeli mermer sandukanın yerine, günümüzde geç dönemlere ait
sembolik bir sanduka bulunmaktadır. Ortada yükselen kümbet iki katlıdır.
Dıştan 8 dışbükey dilimler, köşelerde ince uzun sütuncelerle son
bulmaktadır. 8 köşeli kaide üstünde yükselen kümbetin altında çapraz
tonozlu mezar odası vardır. Üst kattaki mescide 7 basamakla
çıkılmaktadır. Taçkapı mukarnas dolgu, geometrik motifler, çok dilimli
rozetler ve dörtlü düğümlerle bezenmiştir. Bordürlü dikdörtgen niş
içindeki mazgal pencereler üzüm salkımı, palmet ve rumi süslemelidir.
Mama Hatun Kervansarayı, Hamamı ve
Mescidi
Yapım kitabesi bulunmayan kervansarayın 13.
yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. T.Erdoğan Şahin; A.Tevhid ve
Ravendi'yi kaynak göstererek yapının 13. yüzyılda inşa edildiği
görüşündedir.
Türbenin 30 m doğusundadır. Onarımlar
nedeniyle özgün biçimini yitirmiştir. Yakın bir geçmişte çevre
düzenlemesi ile birlikte restorasyonu yapılmıştır. Ana hatlarıyla
Osmanlı kent hanları planındadır. Sarımsı renkte, düzgün kesme kireç
taşı ile inşa edilmiştir. Çevre duvarı konik çatılı 16 silindirik yarım
kuleyle desteklenmiştir. Doğuda sivri kemerli taçkapı vardır. Girişin
sağ ve solunda dikdörtgen planlı mekanlar sıralanır. Ortada üstü açık
avlu, kuzey ve güneyinde yük hayvanları için uzun ahırlar ve bir dizi
hücre bulunmaktadır. Planı ve mimari özellikleriyle 12. yüzyıl sonunda
yapıldığı sanılmaktadır.
Kervansarayın kuzeydoğu köşesinde yer alan
Mama Hatun Hamamı, kitabesi olmamakla birlikte kervansarayla aynı
zamanda yapıldığı sanılmaktadır. Orijinal özelliklerini oldukça
yitirmiştir.
Külliye içerisinde bulunan ve Evliya
Çelebi'nin sözünü ettiği mescit, I.Dünya Savaşı'nda yıkılmış, daha sonra
yerine bir cami inşa edilmiştir.
Kötür Köprüsü
Tuzla suyuyla, Karasu'nun birleştiği
yerdedir. Tümüyle yontma taştan olan yapının, günümüze yalnızca ayaklan
kalmıştır.
Pekeriç Kalesi (Çadırkaya)
İlçenin Çadırkaya beldesinde bulunmaktadır.
Yaklaşık 100 m yüksekliğinde doğal kayadan oluşmaktadır. Kayaya oyulmuş
odalar, merdivenler, sarnıçlar bulunmaktadır. Surlardan günümüze çok azı
gelebilmiştir. Kalıntılar buranın çok eski bir yerleşim alanı olduğunu
göstermektedir.
Abrenk (Vank) Kilisesi
Üçpınar köyü yakınlarındaki Vank dağının
güneydoğusunda, çukurca bir alan içerisindedir.
Giriş kapısının üzerinde 1854 tarihi
yazılıdır. Kilise ile birlikte bir şapel ve iki adet dikili taş
bulunmaktadır. Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekici olup,
12. yüzyıldan sonra Selçuklu Beyi Nasurettin dönemiyle tarihlenen
kitabeleri taşırlar.
Kefrenci Tapınağı
İlçenin Oğulveren köyündedir. Bezemeleri
önem taşımaktadır. Yapı, Pers özelliğine sahiptir.
Oklu Baba
İlçeye 20 km uzaklıkta, Çadırkaya
beldesinde bir tepe üzerinde bulunan mezarlık, savaşta ok ile şehit
düşen bir ermişe ait olduğu söylenir.
Ağ Baba
İlçeye 15 km uzaklıkta Akyurt köyünde,
Ağaçlık ve sulak bir mesire yeridir. Yöre halkı tarafından kutsal
sayılan bu yer, ziyaret edilmekte ve kurban kesilmektedir |